Eyl 18
Kerbela Kadar Sıcak
Ayaklarını yerden sürüyerek kendini zorla dağınık yatağına attı. Yorgundu yorgun bir savaşçıyı andırıyordu genç adam. Yaşadığı acılar avare saçlarında bir ışık huzmesi gibi duruyordu. Dört gül. İkisi kız ikisi de erkek tam dört yürek gülü. Yememiş yedirmiş içmemiş içirmiş; hastalıklar yokluklar kimi zaman imkânsızlıkların acımasız gerçekliğine boyun eğmeyen baba direnciyle kotardığı çareler gelmiş dizilmişti fersiz gözlerinin önüne.
BaÅŸardım diye mırıldandı kendi kendine ama baÅŸardım… Dördünü de büyüttüm artık koca ümit dolu bir yaÅŸam var önlerinde. Ben onlara bütün sevgi bahçelerini sundum o bahçelerin en güzel çiçeklerini yataklarına örtü yaptım… Onları k... Devami burada
Eyl 18
Ebû Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor:
Bir adam Peygamber aleyhisselâmın huzuruna gelerek şöyle dedi
— Helak oldum Ey Allah’ın Resulü! Peygamber aleyhisselâm:
— Seni ne helak etti? diye sordular. Adam:
— Ramazanda hanımıma yaklaştım dedi. Peygamber aleyhisselâm:
— Azad edilecek kölen var mı? diye sordular. Adam hayır cevabını verince:
— Aralıksız iki ay oruç tutabilir misin? dedi.
Adam hayır cevabını verdi oturdu. Bu esnada Allah’ın Resulüne bir zenbil kuru hurma getirmişlerdi. Resulûllah:
— Al şu hurmaları sadaka olarak dağıt buyurdular. Adam:
— Bizden daha fakir olanlara mı ey Allah’ın Resulü? Allah’a yemin ederim ki şu iki siyahtaşın arasında (Medine’de) buna bizden d... Devami burada
Eyl 18
Bir genç hafızlığını tamamlarken her gün sabaha kadar Kur’an’ı hatmeder.Bundan dolayı da sabah derslerine yorgun ve bitkin olarak çıkar.Durumu öğrenen hocası Kur’an’ı bu şekilde okumasını arzu etmediğin için bir gün onu karşısına alır ve ;
-‘’Evladım!Biliyorsun Kur’an indiği gibi okumalıdır.Bu gece sen Kur!an’ı karşında ben varmışım gibi oku.’’tavsiyesinde bulunur.
Genç gider ve Kur’an’ı hocasına okuyormuş gibi okur.Sabah huzuruna geldiğinde ;
-‘’Efendim,bu gece Kur’an’ı ancak yarısına kadar okuyabildim.’’der.Bunu üzerine hocası ;
-‘’Pekala bu gece de Efendimize okuyormuş gibi oku!’’emrini verir.
Talebe ÅŸaÅŸkınlık ve heyecan içinde Nebiler Severi’nin huzurunda olduÄ... Devami burada
Eyl 18
Küçük bir çocuk hafızlığını ikmal etmiştir. Sabaha kadar Kuran-ı Kerimi hatmediyor, namazını kılıyor, ertesi gün de hocasının karşına çıkıyor; çıkıyor ama biraz da rengi-benzi sararmış olarak çıkıyor. Hocası maddi-manevi mürşit olabilecek durumda bir Üstattır. Talebesinin bu halini diğer talebelerine soruyor. Onlar da:
“Üstadım, bu talebeniz sabaha kadar Kuran-ı Kerimi hatmedip duruyor ve tabii sabaha kadar gözüne uyku girmiyor, sabah olunca da kalkıp derse geliyor.” diyorlar.
Üstad talebesinin Kuran-ı Kerimi böyle okumasını arzu etmediği için onu karşısına alır ve ona:
“Kuran, indiÄŸi gibi okunmalıdır evladım” der, “Bugünden itibaren sen Kuranı, ÅŸu ana kadar okuduÄŸun gibi deÄŸi... Devami burada
Eyl 18
Fakih anlatıyor:
-Rahmetlik babam (senedi saydıktan sonra) Hz. Ali b. Ebî Talib (r.a şöyle dediğini anlattı:
-Resûlüllah (s.a.v), müslümanlar arasında kardeÅŸlik bağı kurdu. Bu çeÅŸitten olmak üzere , Said b. Abdullah ile Sa’lebe Ensarî arasında bir kardeÅŸlik bağı kurdu.
Bu sırada , Resûlüllah(s.a.v , Tebük gazasına çıkmıştı.
Said b. Abdullah gaza niyeti ile yola çıktı. Yerine kardeÅŸi Sa’lebe’yi çoluk çocuÄŸunun iÅŸi için vekîl bıraktı. Sa’lebe odun taşıyor; su getiriyor. Bütün bunları yaparken , sevabını Allahu Tealadan diliyordu. Bir gün dönüşünde eve girdi. İçeri girince ona iblis geldi:
- Åžu perdenin arkasına bak, deyince , Sa’lebe, perdeyi kaldırdı ve kardeÅŸinin güz... Devami burada
Yapilan yorumlar